بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْبُرُوجِ
Andolsun burçlarla dolu göğe,
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْبُرُوجِ
Andolsun burçlarla dolu göğe,
وَٱلْيَوْمِ ٱلْمَوْعُودِ
Vaad edilmiş güne,
وَشَاهِدٍۢ وَمَشْهُودٍۢ
Tanıklık edene ve edilene ki,
قُتِلَ أَصْحَٰبُ ٱلْأُخْدُودِ
O çukurları, alev alev yanan ateş çukurlarını hazırlayanlar mahvolmuşlardır!
ٱلنَّارِ ذَاتِ ٱلْوَقُودِ
O çukurları, alev alev yanan ateş çukurlarını hazırlayanlar mahvolmuşlardır!
إِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌۭ
Hani o sırada ateşin başında oturmuşlar, inananlara yaptıklarını seyrediyorlardı.
وَهُمْ عَلَىٰ مَا يَفْعَلُونَ بِٱلْمُؤْمِنِينَ شُهُودٌۭ
Hani o sırada ateşin başında oturmuşlar, inananlara yaptıklarını seyrediyorlardı.
وَمَا نَقَمُوا۟ مِنْهُمْ إِلَّآ أَن يُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَمِيدِ
Aziz, övgüye lâyık, göklerin ve yerin mâliki olan Allah’a inandıkları için, sırf bu sebeple onlara ağır işkence uyguladılar. Ama Allah her şeye şahittir.
ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ شَهِيدٌ
Aziz, övgüye lâyık, göklerin ve yerin mâliki olan Allah’a inandıkları için, sırf bu sebeple onlara ağır işkence uyguladılar. Ama Allah her şeye şahittir.
إِنَّ ٱلَّذِينَ فَتَنُوا۟ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا۟ فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ ٱلْحَرِيقِ
Mümin erkeklere ve mümin kadınlara işkence edip de sonra tövbe etmeyenler var ya, işte onları cehennem azabı, yakıcı azap beklemektedir.
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمْ جَنَّٰتٌۭ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ ۚ ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْكَبِيرُ
İman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlara gelince onlar için altından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük kurtuluş budur.
إِنَّ بَطْشَ رَبِّكَ لَشَدِيدٌ
Şüphesiz rabbinin yakalaması pek müthiştir.
إِنَّهُۥ هُوَ يُبْدِئُ وَيُعِيدُ
Kuşku yok ki başta yaratan da sonra tekrar yaratacak olan da O’dur
وَهُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلْوَدُودُ
Çok bağışlayan, sevgisi geniş, arşın sahibi, şanı yüce ve dilediğini yapan yalnız O’dur.
ذُو ٱلْعَرْشِ ٱلْمَجِيدُ
Çok bağışlayan, sevgisi geniş, arşın sahibi, şanı yüce ve dilediğini yapan yalnız O’dur.
فَعَّالٌۭ لِّمَا يُرِيدُ
Çok bağışlayan, sevgisi geniş, arşın sahibi, şanı yüce ve dilediğini yapan yalnız O’dur.
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْجُنُودِ
Orduların, Firavun ve Semûd’un haberi sana ulaştı mı?
فِرْعَوْنَ وَثَمُودَ
Orduların, Firavun ve Semûd’un haberi sana ulaştı mı?
بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى تَكْذِيبٍۢ
Doğrusu inkârcılar bir yalanlama içindedirler.
وَٱللَّهُ مِن وَرَآئِهِم مُّحِيطٌۢ
Oysa Allah onları arkalarından kuşatmıştır.
بَلْ هُوَ قُرْءَانٌۭ مَّجِيدٌۭ
Şüphesiz o (asılsız saydıkları kitap) şanı yüce bir Kur’an’dır;
فِى لَوْحٍۢ مَّحْفُوظٍۭ
Levh-i mahfûzdadır.
Meal: Kur'an Yolu Meâli — Diyanet İşleri Başkanlığı. Ses: Mişari Râşid el-Afâsî.
🔔 Bildirimlere izin ver
Namaz vakti yaklaşınca ve günün ayeti için nazik hatırlatmalar alın.